• Alevilik Nedir?

  •      Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan , Hz.Ali’nin adaletinden ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine , mezhebe ser inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline diline sahip olma ilkelerini şart koşan, gelmek isteyen, inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, laik,demokrat, eiştlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, şeriatın bağnaz kuralllarına bağlı olmayan, ve onu reddeden, İslam dinini kendine göre ve sunni inancın dışında yorumlayan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri, merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvası sevgi hamuru ile yoğrulmuş, insanı Kamil ve erdemli insan yaratmayı ön gören, korkuyu aşıp sevgi ile tanrıya yönelen, Enel-Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinen Varlk Birliğine varan, edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hemde irfaniliğin mayası bulunan; kişinin ahlaklı ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den gelen neslin imametini teberra ve tebelle ilkesi ile sahiplenen, dini biçim ve şekil olarak değil, gerçek anlamıyla algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve batını özelliği ile evrimleştiren akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi ile yürüten bir inanç sistemidir. Alevilik Aleviler için üst kavramı, Bektaşilik ve Kızılbaşlık ise alt kavramları oluşturur.

  • Kızılbaşlık

  •      Kızılbaşlık Alevîlik içinde bir kol olarak görülse de esasında Alevilik'in ta kendisidir. Kızılbaş kavramı dönem dönem Alevîleri karalamak veya küçük düşürmek için kullanılmıştır. Kızılbaş kelimesi kızıl başlık takan anlamına gelir. Kökeni Uhut Savaşı'na uzanır. Uhut Savaşı'nda Ali kendisini peygambere siper ettiği sırada başından yaralanır. Bu savaştan sonra Ali’ye "Kızılbaş" denmiştir. Sıffın savaşında Ali’nin taraftarları başlarına kırmızı başlık takmışlardır. Alevî devleti olan Safevi ordusunun askerleri de başlarına kızıl başlık takarlardı.

  • Alevilerin Kutsal İbadeti Cem

  •      Cem Cem, Alevilerin topluca düzenledikleri ibadet töreninin adıdır. Cem kelime manasıyla 'toplanmak' ve 'birlik' anlamına gelmektedir. Alevi inancına göre Cem’in tarihçesi Hz. Muhammed’in yaşsadığı dönemdir. Ve ilk Cem’e Hz. Muhammed mürşitlik etmiştir. Buna 'Kırklar Cemi' de deniliyor. Cem töreninin bir değil, birden çok özelliği bu töreni klasik diyebileceğimiz tapınma törenlerinden farklılaştırır. Her şeyden önce Cem, Cem’e gelenlerin birbirilerinden 'razı' olmaları, rızalık almaları gerekiyor. Yani kırgınlık, küskünlük Cem’e başlanmadan önce mutlaka çözüme kavuşturulur ve ondan sonra Cem başlar. Cem sadece insanın yaratıcı güce karşı günahlarının, hatalarının af olunması ve tövbe etmesi değildir. Bununla beraber aynı zamanda insanın içinde yaşsadığı topluma karşı sorumluluğunu yerine getirip getirmediğinin sorgulamasıdır. Eğer bir kişi herhangi bir suç işlemiş ise ve bu suç Cem’de bulunan cemaat tarafından tespit edilmiş ise o kişi Cem’i yöneten 'Dede' tarafından 'dara' çekilir. Buna 'Darı Mansur' da denilir. Suçun derecesine göre toplumun onaylamasıyla ceza verilir. Bu arada belirtmekte fayda var. Bir kişi ne kadar ağır suç işlemiş ise işlesin, o kişi asla ölümle cezalandırılmaz. Suçu ne kadar ağır olursa olsun bir kişiye verilecek en ağgıir ceza onu cemaatten dışlamaktıir. Bu da Alevi inancının adalet anlayışını gösterir. Cem’de kadın erkek beraberce ibadet ederler. Dedenin duasıyla Cem başlar. Cem’de hizmetleri gören 'On iki' hizmet sahibi vardır. Cem’deki dualarıin içeriği genellikle Ehlibeyt’e bağglılık On İki İmamlar, Hak, Muhammed, Ali sevgisine dayanır. Deyişlerde Alevi tarihini şekillendiren olaylarıin geçtiği şiirler okunur. Bu deyişler eşliğinde kadınlı erkekli Semah dönülür. Cem’e katılanlar halka şeklinde otururlar. Ve yine Cem’e katılanlar lokmalarını beraberlerinde getirirler. Bu lokmalar ortaklaşsa paylaşsıilıir. Cem’lerdeki bazı adetler yöreden yöreye değgiş ise de öz aynıdır. CEME EĞRİLER GİRMEZ, DOĞRU GELENLERİNDİR. Düşkünler, haksız yere ve keyfi olarak eşini boşayan, haram kazanç sağlayan,yalancı şahitlik yapan, nefsine hakim olmayan,hırsızlık, adam öldüren, vergi ve askerlik gibi vatan borcunu ödemeyen, annesine, babasına evlatlık görevi yapmayan, insanlara zarar veren, komşusunu inciten, işçi ve etim hakkı yiyenler Ceme alınmazlar. Hak-Muhammed-Ali meydanı (Hak meydanı) olan cemevine bu tür yolsuzluk lar yapmış biri kesinlikl e giremez, girmeye cesaret edemez. Girmek isterse de kabul edilmez. Alevilik de ibadetin adına “Cem” denir.

  • Sivas Katliamı

  •      Sivas Katliamı veya Sivas Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan 33 Alevi yazar, ozan ve aydının ve iki otel çalışanının yakılarak katledilmesi, oteli ateşe verenlerden de ikisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylar zinciridir. Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında etkinliklerin bir bölümünün de Pir Sultan Abdal’ın sazının çalındığı Sivas şehir merkezinde yapılması öngörülmüştü. Bu kapsamda pek çok aydının yanı sıra Aziz Nesin bu etkinlik nedeniyle dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak bu kente gelmişti. 2 Temmuz 1993 günü organize biçimde öğle saatlerinde Paşa ve Meydan camilerinde çıkan gruplar önce etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi’ne ulaşarak, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etti. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi. Hızını alamayan ve sayısı yaklaşık 10.000'e ulaşan grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grubun sayısı akşam saatlerinde 20.000'e yaklaştı. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı bunun sonucunda taşlanarak camları kırılan Madımak oteli tutuşturulan perdeler ve alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan aydınlardan, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen,Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 37 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin,merdiven trabzasındaki görevli tarafından darp edilip,merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan azgın kalabalığa doğru itildiği dönemin özel televizyonları tarafından belgelendi.Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç edilmekten araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü. Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ile 2 saldırgan yaşamını yitirdi. Yine olaylar sırasında Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edildi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.

    Copyright © 2009 © LLC | BSMF Theme By FriedeKind